| Anasayfa |  Kültür-Sanat | Arşiv  | E-Group İletişim  Künye | Temsilcilikler  | Basında Darvakit | Dostlar Sofrası |Defter |

 

 
 

 

 

 

 

Zeynep Akasya

 

Bir vefa kaldı

Yaşarken kıymetini bilmediğimiz ayrı düştüğümüzde içten içe hasret çekilen, buram buram gözümüzde tüten,sonrada zaman perdesi koyulaştıkça yavaş yavaş unutulan,gözden gönülden ırak anılar defterine gömülür gitmez mi köylerimiz!..Anıları yaşatmak konusunda biraz vefasızdır insanoğlu...

Vefayı bizlerden bekler köylerimiz. Anılarda sık sık tazelenmeyi, anlaşılmayı hatırlanmayı beklerler...

Anarken köyümüzü; ince tozlu topraklı bir yol canlanır uzakta bir yerlerde. Sonra çam ve gül kokusu taşıyan havası,okulu, camisi çeşmesi ve sonra mezarlıkları...mezarlıklar köyün bütün tarihini saklar içinde.

İnsanlar niçin yaşar niçin ölür anlatır bize. Küçücük pazarı,tek bakkalı tek bir camisiyle ezan-kamet sesleri,ehli muhabbet insanlar bahçe ve bostanlar bir bir canlanır gözlerimizin önünde.Tevazusu ve samimiyetiyle tepeden tırnağa bizleri titreten insan örneklerini hatırlarız bir bir.. Her birinin
hayatı yazılsa roman olur tarzında bir ömür geçirmiştir... Dillerinden kelime-i tevhidi düşürmeyen ve ağızları sadece hayr ve hasenat için açılan insanlar... Yazın bayıltan sıcağında yakıcı güneş altında oruçlu oruçlu ekin tarlalarında çalışan vakit yaklaşırken köyün tek ırmağının etrafında bulunan akasya, çam,salkımsöğüt yada ceviz ağaçlarının altına atarlar kendilerini ve alın teriyle kazanılan ekmeği iftar vakti paylaşmanın huzurunu duyarlar...

Köye girişteki çeşmenin suyu dağlardan yaylalardan gelirdi. Betondan yada taştan yapılmış beyaz badanalı duvarı, ağaçtan oyma yalağı vardı. Şırıl şırıl akan su adeta insanların dostuydu. Dedelerimiz abdest alır, başıyaşmaklı analarımız bakraçlarına su doldurur, dere tepe koşuşturmaktan
yorulmuş çocuklar ağızlarını dayayıp kana kana su içerdi. Burda bitmezdi çeşmenin hüneri. Kurda kuşa su dağıtır,şırıltısı çıngırak seslerine karışır ve bir hayat emaresi olarak her zaman çağlar çağlardı...

Hepimizin bir ağacı vardı orda. Kiminin akasya, çam, salkımsöğüt yada çınar. Çocukluk anılarımızı yaşattığımız herhangi bir ağaç.Çocukluğumuza el sallar gibi anılar arasında o ağaçlara da uzanır insanlar. Kimbilir hangi hüzünlü ışıklar akacaktır içine. Ve sonra iğde, çam, akasya kokusundan yayılan türkülerle dönecektir yaşadığı zamana..

Köyümüzü, yağmuru, karı, soğuğu çamuruyla gerilerde bırakmanın hüznü ile anarız. Varlığı oluşturan her şeyi arkadaş sohbetlerini dost meclislerini şen şakrak sesleri ararız gönül penceremiz.

Anmadığım, yazmadığım ne kaldı vefadan başka?

 

 

Yorumunuz...


İsim:

Email:

Web Site:

Yorumunuz: