| Anasayfa |  Kültür-Sanat | Forum | Sohbet   | E-Group İletişim  Künye | Arşiv   | Basında Darvakit | Dostlar Sofrası |Defter |

 

 
 

 

 

 

 

Tembelious

Endülüslü Mizahı

Varoluşa dair derin mevzular içerisinde yüzdüğü mağarasından zaruri olarak çıktığı günlerden biriydi.

Geçimini sağlamak maksadı ile elindeki malları pazarcılara götürerek satması geriyordu.

Başına gelecekleri bildiği için bir taraftan homurdanıp bir taraftan da malları omzuna yüklendi. İşi bitince pazara doğru yöneldi.

Yolda giderken “ Bu gibi şeylere ayıracak vaktim mi var benim, ah ! şu zaruret halim olmasa “ diye hayıflanırken pazara ulaşıverdi.

Alıcının, pazarlık ederken bir cümlenin içine üç yalan birden sığdırabilme başarısını müşahede etmek, filozof ruhlu kahramanımızı yaralayarak incitmesine rağmen, o yine susmayı tercih etmişti. Bu kadar yetenekli insanlara anlatacak neyi olabilirdi ki.

Her dışarı çıktığında olduğu gibi yeniden ruhunun daraldığını hissetti.

Daha bir saat önce ayrılmasına rağmen, derin düşüncelere daldığı mağarasını ne kadar da özlemişti.

İşi biter bitmez tekrar “Ah! ben tefekkür halimden alıkoyan şu dünya işleri yok mu diye yakınmaya devam ederek ağır adımlarla mağarasına doğru yöneldi.

İnsan görmüş bir kaplumbağanın yaşadığı tedirginlikle, başını zaruret halinde çıkardığı  dünyadan mağarasına doğru çekerken;

       “ En iyisi ben biraz yatıp uyuyim. Ooooh ! dünya varmış, yaşasın tembellik “                                                                                       “ Tembelious “

 

 

Yorumunuz...


İsim:

Email:

Web Site:

Yorumunuz: