|
Tembelious
Endülüslü
Mizahı
Varoluşa
dair derin mevzular içerisinde yüzdüğü mağarasından zaruri olarak çıktığı
günlerden biriydi.
Geçimini
sağlamak maksadı ile elindeki malları pazarcılara götürerek satması geriyordu.
Başına
gelecekleri bildiği için bir taraftan homurdanıp bir taraftan da malları omzuna
yüklendi. İşi bitince pazara doğru yöneldi.
Yolda
giderken “ Bu gibi şeylere ayıracak vaktim mi var benim, ah ! şu zaruret halim
olmasa “ diye hayıflanırken pazara ulaşıverdi.
Alıcının,
pazarlık ederken bir cümlenin içine üç yalan birden sığdırabilme başarısını
müşahede etmek, filozof ruhlu kahramanımızı yaralayarak incitmesine rağmen, o
yine susmayı tercih etmişti. Bu kadar yetenekli insanlara anlatacak neyi
olabilirdi ki.
Her
dışarı çıktığında olduğu gibi yeniden ruhunun daraldığını hissetti.
Daha bir
saat önce ayrılmasına rağmen, derin düşüncelere daldığı mağarasını ne kadar da
özlemişti.
İşi biter
bitmez tekrar “Ah! ben tefekkür halimden alıkoyan şu dünya işleri yok mu diye
yakınmaya devam ederek ağır adımlarla mağarasına doğru yöneldi.
İnsan
görmüş bir kaplumbağanın yaşadığı tedirginlikle, başını zaruret halinde
çıkardığı dünyadan mağarasına doğru
çekerken;
“ En iyisi ben biraz yatıp uyuyim. Ooooh
! dünya varmış, yaşasın tembellik “
“ Tembelious “
|