|
Selim
Şevkioğlu
İZİNVER !
Bu sabah yine güneş doğacak. Güneş
yeniden doğacak sabaha. Belki senin için doğacak güneş. İzin verirsen eğer güneşin
yeniden doğuşu senin de doğuşun olacak. Senin yeniden doğuşun güneşe fer
olacak. Uyanan ellerin güneşe uzandığında senin ellerine doğacak güneş ve senin
ellerinden nice güneşler doğacak. Bu
sabah ellerin parlayacak çocuk, yüzün güneşe ay olacak. Hilal yüzlü, güneş
gözlü olacaksın. .
Elbet bunu istemeyenler de olacak.
Tedirgin olup ürkenler olacak elbet. Gölgelere bağışık gözleri kamaştıran bu
aykırı simadan huzursuz olacaklar. Ayrı duruşları ve farklı söylemlerinin dahi gizleyemediği
dirsek temas disiplinlerini okumandan rahatsız olacaklar. Onlar gibi
olmamandan, bakışlarındaki farklılıktan, yüzündeki tebessümden ve etrafına yaydığın sevgiden işkillenecekler.
Bir kral kadar asil olduğu kadar bir işçi kadar mütevazı, bir savaşçı kadar
cesur olduğu kadar bir genç kız kadar ürkek olabilmene hayret edip.. bir anne
kadar merhametli ve bir çocuk kadar masum, bir derviş kadar sâkin ama bir
devrimci kadar da idealist olabilmenden huylanacaklar.
Gözlerinde; kaybettikleri ruhlarını
gördükleri için korkacaklar senden.. ve birbirlerinin kulaklarına; ne kadar da
tuhaf biri olduğunu fısıldayacaklar... Eğer sen de onlara benzediğini fark edebilmişsen
eğer, iyi bil ki bu sabah güneş yeniden doğacak ve güneşin doğuşu senin için bir
fırsat olacak.
Işık huzmeleri pencerenden içeri
süzülerek gözlerine dokunacak. Kuş cıvıltıları alıştığın uykulardan uyandırmak
için sevgiyle değecek kulaklarına. Uyan ki; ‘ birlikte doğalım hayatın en
karanlık anının ardından sabaha. Meydan okuyalım geceleri bürüyen karanlığa’
diyecek.. Kulak ver bu sese. Perde aralarından yüzüne vurarak içine sızmaya
çalışan ışık huzmesine sevgiyle aç gözlerini.. ve yüreğindeki coşkuyu hisset.. Artık
sıkma gözlerini! aç ki hapsettiğin bedeninin
karanlıklarından azat olsun ruhun. Ve şunu iyi bil; hemen her şey sana bağlı..
her şey bakışlarında gizli.. ve her şey yüreğinde olup bitmekte. Uyandırarak
azat et ruhunu bedeninin içine hapsettiğin alışılmışlıkların zifir
zindanlarından. Sıradanlığa meydan oku, tekdüze hayatlara karşı çıkmak için kalk
ayağa. Dimdik dur tüm eğriliklerin karşısında ve eğilenlere inatla.
Kalk ve yap. Bir yerden başla. Garabet
dolu bakışlara rağmen ilk gördüğün eli yüzü kirli çocuğun başını okşa mesela. Tutup
elinden şehrin en kuytu köşesinde garip bırakılmış mahalle bakkalına götürür
onu. İsminin başına Süper sıfatı takılarak bayağılığı gizlenmeye çalışılan ve
hiçbir zaman mahalle bakkallarının sıcaklığını veremeyen yapay marketlere meydan
oku. Bir taşla iki kuş vurduğunu fark ederken yüreğinde oluşan küçük hazzı
hisset. Ona tutun, ondan zevk al, ondan beslen. Hiçbir şeyi küçük görme,
ayrıntıları boş verme sakın. O sokaktan
her geçtiğinde, boş bakışlarla neyi anlamamaya çalıştığını bir türlü
çözemediğin ihtiyar ninenin hatırını sor
mesela. Cevap vermese bile yine sor.. Ta ki cevap verene kadar eritmek için
buzları güneşle sıkı bir işbirliği içinde ol. Önemseme şehir bakışlı, bina
suratlıların ardından neler söylediğini. Hakkında ne düşünürlerse düşünsünler,
kime ne. Anlayamadıkları için korksunlar senden.. yada çekemesinler işte. Şunu iyi
bil ki; gözlerinin kararmasından dolayı ürktükleri şey, sende gördükleri
ışıktan başkası değildir.
Sen bilirsin çocuk, benden söylemesi. Her
zamanki gibi yine gerinerek uyan ve umursama güneşi. Ve o sokaktan her geçişinde
gördüğün teyzeyi görmezlikten gelmeye devam et. Boyacı çocuğun gözlerindeki
ezikliği okumadan geç git sen.. ve bir trafik lambasında durduğunda, para
isteyen tinerci çocukları eşkıya olarak gör yeniden. Ne için ve nasıl bu yola
düştüklerini bilmediğin otostopçu kızlara lanetler yağdırmaya devam et ki,
sevinsin sentetik şehirlerin tüm sahte ilahları.
Yine her zamanki tavırlarını takınarak
git işine ve yine bilindik kelimeleri söyle. Yanlış yapanlara bağır, önüne
fırlayan çocuğa lanet et, ihtiyar dedenin dikkatsizliğine öfkelen. Patronunun
hoşlandığı estetik cümleler kur. Klavyenin başına oturduğunda, görmediğin
insanlara en kral cevapları döşen. İş istemek için yanına gelen delikanlıyı
sav gitsin başından. Nasıl olsa koskoca
şehirde bir daha görmeyeceğim onu diye düşün. Kazanmayı en kutsal değerin
olarak görsen dahi bunu senden başka hiç kimse bilmesin ama. Hatta kendini kandırmayı
da ihmal etme ki tiksinmeyesin kendinden. Yüreğin borsaya endekslensin ve döviz
kurlarıyla düşüp kalk hayata. Kuş seslerini duyma gitsin, her zamanki gibi
bulutlara bakma yine ve gökyüzüne dikip gözünü, yıldızlara ulaşabilmenin
hayalini kurma. Denizin kokusunu umursama, iğde ağacından gelen rayihalara tıka
burnunu. Çekici kadınların parfümlerine kurban et hepsini. Her zamanki gibi ol,
her zamanki gibi yap ve her zamanki gibi bak işine. Gül kendine ve aşağıla ideallerini. “ Ben mi değiştireceğim dünyayı “
diyerek, kendini değiştirmenin
zorluğundan mazeretler üretmeye devam et. Yeni
kılıflar diktir bahanelerin için şehir terzilerine. Kolay ve ağır olanı seç. Zor ama hafif olandan kaç
hızlı adımlarla. Yorul, yıpran ve zihninin derinliklerine gömdüğünü zannettiğin
hakikatlerle ye bitir kendini..
Kaçtığın
hakikatler bırakmayacak yakanı, kandırma kendini. En olmadık ve unuttuğunu sandığın
anda karşına çıkıp hesap soracak senden. Bakmaktan sakındığın aynalarda eriyecek
gözlerin. Yüreğin istifra ederken kendinden utandığını hissedeceksin. Gözlerini
dikmeyi unuttuğun gökyüzünün kurşun gibi üzerine çöreklendiği gün, betonların
soğukluğundan tir tir titreyeceksin. Sıcak, sımsıcak hissetmek istediğin, ama
kompleksli sakınmalara feda ettiğin selamları duymayı gözleyeceksin. Eskittiğin
dostların hal hatır edişlerine hasret kalacak kulakların ve yine dinlemeyi
unuttuğun kuş seslerini çok ama çok özleyeceksin. Denize bakmanın ferahlığını,
ufuk çizgisinde gördüğün rüyaları düşleyeceksin o zaman. Uykularını istila eden
kâbuslardan usanacak ve artık bir türlü göremediğin rüyalarına hasret
kalacaksın çocuk.
İyi
düşün !. Bu sabah doğan güneşten kaçırsan da gözlerini.. aynalardan ne kadar sakınabileceğini.
Ve yüzüne vuran ışığa açarak gözlerini..
ve sabahın girmesi için ruhuna.. ve bilmem ki niye beklersin hala!. Vakit geç
olup gözlerin temelli kapanmadan.. Haydi aç! Haydi aç gözlerini !
Ne gece, ne karanlık, ne de yorgun
sonbahar
Görmez misin hasrete nice yağmurlar
yağar
Akşam yiter, gece biter, ardından güneş
doğar
Uyan artık çocuğum, bak yüreğin pas
tutar
|