|
Özlem
Galip
TİK TAKLAR’IN ÖLÜMÜ
Tik tak...Tik tak......Mızmızlanmana kulak asmadan
yoluna devam eden...Zamanın yaşlanmasının sesli göstergeleri...
Her insanın hayatında en az bir kere de
olsa yanlışlıkla saptığı çıkmaz sokaklardan birinde oturuyordu.Kafa karıştırıcı,tepe
taklak edici sokaklardan birinde...Minimum alternatifli...Tek ...Geriye ket
vurma...
İçeriksiz odasının penceresinden
içeriye renkli,içerikli görüntüler süzülüyordu...Kaldırımların vazgeçilmezi
satıcıların vazgeçilmez çığırtkanlıklarını kullanma gereği ...İçini acıtan
ezici çoğunluğun diri sesleri...Hala hayattayım,hala ayaktayımların canlı
çağrışımları...Seslerle zaten oldum olası iyi geçinememişti...Yaklaştıkça
uzaklaşmışlardı.O,uzaktayken sanki herşey daha net daha anlaşılırdı.Bu yüzden
de dış dünyanın eleme sisteminde ötekileştirilen ,ötekileşen iç dünyasında
yapayalnızdı.
Hüzünlerini biriktirdiği çekmesinde
siyah-beyaz ,inişsiz -çıkışsız,olağan duygular ,geçmişe dair pişmanlıklar,
inişli-çıkışlı duygu karmaşaları,ambargo altında kalan düşler...Kiminin
özgürlük kiminin iktidar peşinden koşanların fotoğrafları...O,neyin peşinden
koşmuştu?
Yaşamının son demlerinde pişmanlıkların
ismini sayıklıyordu...Keşke böyle olsaydılar ile keşke böyle olmasaydılar...
Çarşaflara sinen deniz ve yosunun ağır
kokusu onu çok gerilere götürüyordu...Sil baştanların olamayacağı kadar
gerilere...Toplumsal mücadelenin yerini bireysel mücadeleye bıraktığı
yıllara...Maskeli balolar için tek kişilik biletlerin alınmaya başladığı
yıllara...
Her başlangıç bir şeylerin sonu ya da tam
tersi her son bir şeylerin başlangıcıdır...Kısa kelimeler kurmakla başladı her
şey ...Sessizliğine anlamlar yükledi önceleri...Sonra ayaküstü sohbetler...Tek
kelimelere sığmış muhabbetler...
Yüksek sesli umutlar için bir son...
İçsel konuşmalar için bir başlangıçtır
bu...
Tik takların kararsız,dengesiz
ilerleyişleri...
Sözün ağızdan bir kere çıkması gibidir
yaşananlar...Geri dönüşsüz yolculuklar gibidir...Pusulasız uzun olanlarından...
Okun yaydan fırlaması gibidir
yaşananlar...Yap-bozlar için çok geç...Kahvenin telvesi gibidir ağızlarda kalan
tat :ACIMTIRAK.
Çözüm uğruna düğümlendiği kurgusal
dünyasında edilgen bir ölümlü görgü tanıklarının olmadığı çelimsiz anılarıyla
boğuşuyordu.
Hayatın parçala ve yönet politikası
içinde parçalanan ve yönetilen olmuştu hep.Tek şeritli yollarda hep ters yola
sapmıştı.
O,trajikomik hayatın “traji” tarafıydı. O hayatın hani karanlık tarafı.
Ölümün benmerkezci dünyasında kalıtsal hastalıklı bir figüranlıktı ona verilen
rol. Olmaması gerekenlerin meşrulaştığı bir dünyaydı onunki...Muhalif güçler
tarafından düşlerinden muaf tutulduğu bir dünyaydı onunki.
Bir nevi dış kapının mandalı.
Sadaka niyetine sevgiler için bir
kabuktu. Kabuğun içinde pasifize edilen çatışmalı egosu ahlak kuralları
arasında sıkışıp kalmıştı. Olması gerektiği gibi değil de olmaması gerektiği
gibi davranmıştı hep...
Sebep-sonuç ilişkileri salt
eleştirel...
Makro yıkım oranında mikro yapım
oranı...
Nabız hızıyla düşen tik takların
armonisi...
Hayatından eksilen herkeste bir
parçasını unuttu. Eksildikçe biraz daha parçalandı...Tutulacak yanı kalmayan
bedenini çok hafif hissediyordu şimdi ...
Tik takların son çırpınışları rüyasız
derin uykuyla haşır neşir olmaya hazırdı...Yelkovan akrebi kovalamıyordu
artık...Ardında tik takların sessiz devinimi...
Özlem GALİP
|