| Anasayfa |  Kültür-Sanat | Forum | Sohbet   | E-Group İletişim  Künye | Arşiv   | Basında Darvakit | Dostlar Sofrası |Defter |

 

 
 

 

 

 

 

Darvakit Kitap Tanıtımı

         Anlamlı ve Coşkulu Bir Yaşam İçin;

  SAVAŞÇI

 Kitabın hikaye kurgusu, Doğan Bey’in arayış içerisinde olan Arif ismini verdiği öğretmeni eğitmek maksadı ile, mükerrer zamanlarda buluşarak icra ettikleri hayali sohbetlerden oluşuyor. Yazar, yer yer  sohbetlerden koparak çevre ile alakalı gözlemlerini de aktarıyor. Bu vesile ile hem verdiği dersleri hayatın içindeki pratikler ile ilintilendirebilme, hem de  derin mevzuların arasından sıyrılarak bir nefes alma imkanını okuyucuya sunmuş oluyor.. Bilgiden ziyade bilgelik örgüsüne haiz olan temanın sohbet niteliğinde kurgulanmış olmasını, yazarın halka ulaşabilme çabası olarak nitelendiriyoruz.

       Kişisel gelişim ile alakalı felsefik ve psikolojik mahiyete haiz derûni konuların, okuyucunun bilimsel kavramların içinde boğulmasına izin vermeyen bir ustalık ile kaleme alınmış olduğunu görmek hasebiyle, yazarın taktire şayan bir çalışma ortaya koyduğunu ifade edebiliriz.

         Genişlik ve derinliğe haiz irdelemeleri ile, bazı yerli “ Kişisel Gelişimci “ meslektaşlarının tercih ettiği gibi “ hap “ sunuyor olmanın bir hayli ötelerine geçmesi ( fazla bir gayret gerektirmeyen basit tavsiyelerle büyük şeyler vaat eden göz boyamacılığı ) çalışmasını benzeri bir çoklarından farklı ve nitelekli kılmaktadır.  “ Kişisel Gelişim “ statüsünde yayınlanan kitapları para tuzağı yada göz boyamamacılığı olarak değerlendiren ve bu hususta ekseriyetle haklı olanlara dahi önerebileceğim ender çalışmalardan biridir.

        Giriş kısmındaki  “ Bir Anı ve Sunuş “ başlığı altında bulunan, yazarın ilkokul birinci sınıfa devam ettiği zaman diliminde yaşadığı bir hadiseyi naklettiği sunuşunda, kitaba ismini veren “ Savaşçı “ kişiliği hakkında bir takım ipuçları elde etmek ve yazarın “ Savaşçı kimliğini “ oluşturma çabasını sadece bu sunuşa dayanarak anlayabilmek mümkün olacaktır.

       Seçkiler kısmında tanıtımını yapmaya çalıştığım kitapların genelinde olduğu gibi, “Savaşçı“ nın ana temasın da bilgelik ve varoluşum çabası olduğunu ifade edip, yazarın tabir ve tanımlamaları ile kendi dağarcığımızdakileri harmanlayarak, “Savaşçı“ nın kişiliği ve verilen savaşın nevinden  bahsetmeye çalışalım;

       Savaşçı; gücünü bileğinden ziyade yüreği ve aklından alan biridir. Kişiyi tüm savaşlardan daha çok ve birebir ilgilendiren, kendi iç aleminde verilen kıyasıya ve amansız bir mücadeledir bahis olunan. Kaf dağına ulaşacak zorlu yolculuğu önce iç aleminizde yaşamanız gerekir ki, Anka kuşunun kendiniz olduğu bilgeliğine erişip, enfüsten afaka/içten dışa doğru sıhhatli bir seyir takip edilebilinsin.  Dış unsurlara karşı verilecek mücadelenin, enfüsi alemdeki alt yapısını oluşturma çabası da diyebiliriz buna. Bu haseple en evvela yürek ülkesinde bir iç çatışma yaşanması gerekecektir ki;  kendisini kendi elleriyle farkına  varamadan anlamsızlığa mahkum edip hapsettiği, duvarları bıkkınlık ve beklentisizlik tuğlalarıyla örülü, parmaklıkları sıradanlık olan hapishanesinden kendisini, yine ancak kendisi kurtarabilsin

        Yine bilinmelidir ki, insanın asıl düşmanı kendi tembelliği, önyargıları, zayıflıkları, ait oluşunuzdaki aşırılıklar ve benlik duygularıdır.

       Gücünüz; niyetiniz, samimiyetiniz, kişisel bütünlüğünüz, saf ve temiz oluşunuz, ulaşacağınız idealinizdeki amaçlarınızdır.

       “ Savaşçı”; bir başkası için değil, kendi gönlü ve kendi niyeti ile, kendi yaşamı için savaşçıdır. İçten değilse eğer hiçbir zaman savaşçı olamaz. Ancak bir savaşçı tutumu içinde yaşamaya kendini adadığı. Hiç kimseden övgü ve ilgi, destek ve taktir beklemeden, sırf kendi yaşamının anlamı için kendini buna adadığı zaman savaşçı olma yolunda adım atmış olabilir.

      En büyük gücü niyetinin güzelliğidir. Kişisel bütünlüğünün ilk öğesi gerçeğe saygıdır. Savaşçı gibi yaşamak ” ha “ deyince olacak bir şey değildir. Yaptığı şeyin sorumluluğunu bilen ve bu sorumluluğu taşıyan kimsedir. Tahmin edileceği üzere bu durum muazzam bir bilinç gerektirir. Bu da ancak bilincini geliştirmeye çalışmak ile zamanla oluşacak bir şeydir. Her an ölüm zemininde durarak bilincini geliştirip tazelediği gibi, hayatını da her an bu zeminde durarak anlamlandırması gerekir.

       Kızıp öfkelenmez ve kendini önemsemediği için çevresinde olup bitenlerin farkına varır. Savaşçı ardında bitmemiş iş bırakmadığı ve bu yükleri sırtında taşımadığı için huzur ve verimliliğe sahiptir. Karar vermeden önce iyice irdeler, düşünür ve her şeyi hesaba katar. Yaptığı şeylerin mahsulünü almak için acele etmez, sabırla bekler. Yaşamına katkıda bulunan herkese karşı şükran duyguları içindedir. Alçak gönüllü ve saygılıdır. Kendi yaşamını ziyan etmeden tümüyle yaşamış biridir. Hayatının, boşa geçirmek sureti ile yaşanmamış bir ânı yoktur. Uykusu, yemesi, içmesi dahi hayatı anlamlandırmaya hizmet etmeye yönelik program dahilindedir…

       “ Her kitap tek bir kitabı anlamak içindir “ düsturundan hareketle, ancak senelerce didinerek elde edilebilmesi mümkün olan bir kültür birikimin içinden,  büyük bir gayret ile ayrıştırılabilecek inci tanelerinin bu kitabın sayfalarının arasına serpilmiş olduğunu müşahede etmenin coşkusunu yaşayacağınızı ümit ediyorum. Bir de temennim olacak ki; bu da “ Hikmet ümmetimin yitik malıdır, onu nerede bulursanız alın “ rivayetinden hareketle, yazarın “ coşkulu ve anlamlı bir hayat için “ düsturunu “ Allah için “ olanı ile kuvvetlendirmektir.

       Son derece faydalı olduğunu düşündüğüm bu kitap hakkında, yine kitaptan edindiğim ilkeler ışığında birkaç eleştiri de bulunmak istiyorum. Sözün  kadim tarihlerde gerçekleşmiş olan Osmanlı padişahlarının kardeş katliamlarına getirilerek, belki biraz da zamanın modasını uymak sureti ile bu hususun sık sık eleştiri malzemesi olarak kullanılıyor olmasına rağmen; kitabın kaleme alındığı dönemdeki  büyük sistem sorunlarından bahsedilmemesinin kayıtsızlığında, Savaşçı’nın olayları kuşbakışı süzerek objektif değerlendirmelerde bulunma hususunda yanılgıya düştüğünü ve en azından bu hususta kişisel bütünlüğünün gereğini yerine getiremediği ifade etmek istiyoruz.. Eski yapıların girişlerinde bulunan ve zamanının gereği olarak Arap alfabesi ile yazılmış tanıtım metinleri ile karşılaştığı zaman ortaya koyduğu menfi tavırda, yetişmiş olduğu kültürün ait olma psikolojisinin etkisi altında kalmışlığını görüyoruz.

                                    Yayınevi: Sistem Yayıncılık

                                    Yazar     : Doğan CÜCELOĞLU

                                     Sayfa     : 416

                                     İlk Baskı: 50.000 adet ile Kasım 1999

   

      Hazırlayan: Selim ŞEVKİOĞLU

    sevkioglu@cemaat.com

 

Yorumunuz...


İsim:

Email:

Web Site:

Yorumunuz: