|
Fatih
Yaman
SÖZ YALNIZ SÜKUTA KALBEDER
Caddelerinde, tanrıların kol gezdiği bir şehrin çocuğuyum ben,
Tüm değerlerimin üç-beş pula satıldığı kaldırım kenarlarında,
Bu yüzdendir bakışlarımın hoyratlığı.
Anla beni sevgili!
Ve neden sözlerimi biteviye sükut ırmaklarına saldığımı.
Parmaklarımı tütün kokusuna bandığım gecelerde öğrendim
Yarenimin “yalnızlık” olduğunu.
Sızlanmadım,ah etmedim inleyenlerin inadına!
Yalnızlığın imkansızlığını meğer “yalnız” ken anlarmış insan.
Üşüdüm saatler boyu,nazenin bir yaprak gibi tirildedi vücudum
Ama cesetleri bile titreten bu ayazın ardından
Elbet alev alev bir güneş doğacaktı,bunu bildim.
Tutunmaya çalıştığım dost ellerinin
Parmaklarımın arasından birer birer kayıp gidişi yordu beni,
Ki, gitmenin yakını yoktu,bunu da böylece bildim.
Ve her gidişte içime yeni yollar çizdim.
Kalan hep ben oldum,
En büyük gitmenin kalmak olduğunu fark etmeden
Ve gemilerini yakan komutanın, gitmenin o esrarlı anlamını
Nasıl yırtıp attığını hiç göremeden.
Şimdi sen de öteleri gözlemektesin,
Gözlerini benden çekip çekip ufuklara daldığına göre
Belli ki kararlısın,gideceksin,
Bilmem ki ne demeli?
Sevgili!
Önünde dizlerimin bağının çözüldüğü,
Yaralarıma bakışlarından merhem sürdüğüm ey!
Götürme kendini içimden,çekip alma
Ki Yakup değilim ben!
Gözlerimi değil yalnız, sözlerimi de yitirirsem,
Alamam kokunu uzak iklimlerden.
Sonra ben Yusuf da değilim,
İtme kör kuyulara beni!
Gideceksen ille de
Bekle biraz bende geleyim!
Ama beklemeye yok tahammülün görürüm,
Tamam, haydi git!
Demek boşunaydı bütün bunlar,
Boşunaydı bunca söz.
Bilemedim, susmalıydım,
Ki susmak, zaferimdir benim!
|