|
Emir
Yıldırım
DÜŞÜNCELER
-IV
Gazetelerden:
Uzun
süredir işsiz olan sara hastası MK,
kızına yaptığı salıncağın ipiyle kendini astı.
Bir oyunun içinde bize verilen bize verilen talimatları yerine getiren birer makineye
dönüştürüldük hepimiz. düşünmek yok sen sadece
sen sadece görevini ve sıran geldiğinde görevini layığıyla oyna yeter.
"Peki ama
neden "
Diye
bir sorunun karşılığı yok hayatımızda. Tartışma düşünme yorum yapma sen sadece
söyleneni yap. Çünkü biz sana bunu uygun gördük. Sınırları aşma sana söylenen
dışında hiçbir şey yapma eksik yada
fazla oynama rolünü. Mesela sen: yanık sesli doğulu bir türkücüsün ve öyle kalmalısın senin görevin yanık sesli ve türkücü
olmayan diğer doğuluların hüzünlerine,
aşklarına yenilgilerine karşılık gelecek
cümleler bulmaktır ve sen sadece bunları
yapmalısın. Unutma senin yürüyüşünü sadece biz onurlandırabiliriz. Senin duruşunu
sadece biz kutsallaştırabiliriz. Nasıl
konuşacağını nelerden bahsedeceğini, neleri giyeceğini , kimlerle gezeceğini,
kimlerle yakalanacağını biz belirleriz.
Yeryüzünün her sokağına eşit uzaklıkta olmayan ve içerisinde mutluluğu eşit olarak dağıtamamış bir hayatı paylaşıyoruz. Güneş her
yüzeye aynı açıyla düşmüyor . Sevgilisinin hayranları tarafından bacağından
vurulan dansöz kıza ve Allah'ın belası bir televizyon programında eşcinsel sunucuyla yeni çıkan kasetinin
satması için, muhabbet etmek zorunda
olan bayağı türkücüye
özenmemizi onlara hayranlık duymamızı
emrettiler. Doğunun yükselen değerlerine "oryantalizm" diyerek burun kıvırmamızı ve yeni çağın yaşam
anlayışı diye gözler önüne serdikleri hayatlarına öykünmemizi bekliyorlar. Kendi piç tercihlerini
genelleyerek, hayatın normali haline
getirmeye çalışıyorlar. İşte bunun için: bize ihtiyaçları var .Asıl olan
biziz sanıldığı gibi hayatın mihenk
taşını onlar oluşturmuyorlar.
Acılarımız, sevinçlerimiz,
aşklarımız umurlarında bile değil. İçimizi
okşayan kalıplaşmış cümleler
söylemeyi meslek edinmişlerin, parça
başı çalışan kiralık katillerden hiçbir
farkı yok aslında. Bunları görmelisin ve oyunu ona göre oynamalısın. Onların
sana biçtiği rolü unutmalısın. Seni ve bundan sonraki hayatını onurlu
kılacak replikler bulmalısın kendine.
Sahnede söylediğin her cümleyle izleyenleri hayrete düşürmelisin ve perde kapandığı zaman dostum; en çok
alkışı alan sen olmalısın. Yeni rolünün
yani, kendi seçtiğinin sana en çok yakışanı olduğu göstermelisin onlara lafın kısası; hayatın hakkını vermelisin.
Unutma "zamanı geldiğinde Rab bin
sana kalbinden geçeni bağışlayacak ve seni hoşnut kılacak ".
EMİR
YIDIRIM
|