| Anasayfa |  Kültür-Sanat | Forum | Sohbet   | E-Group İletişim  Künye | Arşiv   | Basında Darvakit | Dostlar Sofrası |Defter |

 

 
 

 

 

 

 

Darvakit Değerlendirme

Fatih Tuzcu

MEDYA VE ENFORMASYON

Kitle İletişim Araçları anlamına gelen Media (Medya) kelimesi Amerikanca(!) bir kelimedir. Bir haberi , bir ilanı , bir bildiriyi yayma tekniği ; bu teknik hem bir ifade yoludur ,hem de hiçbir özel durumu olmaya bir gurup insanı veya bir halk kitlesini bir bildiriden haberdar etme aracıdır. Elektriğin icadıyla başlayan elektronik dönemle, radyo ve televizyon , sözlü ve görüntülü basın olarak insanlığın hizmetine sunuldu. Medyanın işlevleri :

1- Haber ve bilgi sağlama işlevi : Toplumu ülke ve dünya meseleleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamak .

2- Toplumun haberi , bilgiyi ve fikri ulaştırmak, haberi derlemek ve yaymak .

3- Fertlerin toplumsal hayatın bir parçası haline gelmelerini sağlamak ülke ile ilgili benzer duygu ve düşüncelerin paylaşılmasın sağlamak , güdülemek .

4- Tartışma ortamı hazırlamak . Eğitim düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunmak .

5- Kültürel mirasın korunmasında rol oynamak .

6- Eğlendirme ve iyi vakit geçirtmek .

7- Bütünleştirmek. Kitle haberleşme vasıtaları son iki yüz yılın , bilhassa son yüzyılın meselesi. Çünkü sinema , radyo ve televizyon gibi araçlar son yüzyılın içinde ortaya çıktı ve yaygınlaştı . Topluca ‘’medya ‘’denilen bu araçlar öncesinde insanlığın sözlü kültürleri , yazılı kültürleri daha katılımcı -tabii daha insani -idi. Çünkü söyleyen veya anlatanlarla birlikte dinleyenlerinde katkısı ile oluşuyordu .

Yazılı kütlevi kültüre geçiş bu nitelikleri ortadan kaldırdı.Bugün kullanılan enformason teknikleri toprak ve sermaye sahiplerinin zihinlerindeki sistemleri hakim kılarak sonsuzlaştırma çabasının kusursuz araçlarıdır.Günümüzde medyanın gücü değil, gücün medyası söz konusudur. Teknolojiye sahip olanların etkisi ve gücü arttı.Belirli kesimler , sermaye ve güç sahipleri iletişim teknolojisini kendi çıkarları için kullandılar .

İletişim teknolojisindeki gelişmeler sonucu daha çok insanın daha az şey bildiği bir yapı meydana getirilmiştir. Bugün bir ülke , kitle iletişim araçlarını kontrol edenlerindir. Bilginin kontrol edilmesi ve belirli kişilerin tüketimine sunulması o kişilerin kitleleri daha iyi kontrol etmesini sağlamaktadır. Bilgiye sahip olan sanayileşmiş toplumlar dünyanın geri kalan kısmının belli bir bilgi birikimine sahip olmasını elden geldiğince geciktirme politikasını gütmektedir. Enformasyon üreten ve işleyen teknolojik araçların dünya ülkeleri arasındaki dengesiz dağılımı rakamlarla somutlaştırıldığında çarpıcı bir tabloyla karşılaşırız . Konu ile ilgili olarak 1984 yılında UNESCO tarafından gerçekleştirilen bir araştırmanın sonucu şöyledir:

-Dünya bilgisayar teknolojisinin sadece %4 ‘üne çevre ülkeler sahiptir. -39 gelişmemiş ülkede henüz herhangi bir gazete yayınlanmamaktadır ve 20 çevre ülkede de sadece birer tane gazete yayınlanmaktadır. Oysa A.B.D’de 168 Japonya’da 125 günlük gazete yayınlanmaktadır.

-Avrupa’da her yıl 2000 yeni kitap yayınlanmaktadır. Bu Afrika’da ise 350’dir. Avrupa’da her ülkede yararlanılması bedava ortalama 11000 halk kütüphanesi var ,oysa Afrika’da ülke başına 10 kütüphane düşmektedir. -Tüm dünyada ortalama 1000 kişi 350 radyoya sahiptir. Bu oran merkez ülkeler de 990 ABD ‘de 2100 iken çevrede yer alan ülkelerde ise 142‘dir . 34 çevre ülkede televizyon yayınları yoktur.Dünya genelinde her 1000 kişiye 137 televizyon seti düşmektedir. Bu oran zengin ülkelerde 447 çevre ülkelerde ise 26 ‘dır. Kitle iletişim materyallerinin ise çoğu aşağıdaki şekilde dağılmaktadır dünya ülkelerinde: -Beş büyükler olarak bilinen Associated Press (AP), United Press İnternationel (UPI) , Reuters , Agence-Frence Presse (AFP) , ve TASS gibi beş uluslar arası haber ajansı tüm dünyadaki haberlerin %90 ‘ını üretmektedir. Dünya çapında önemli gazete ve dergilerinde hemen tümü ABD , İngiltere ve Fransa‘da yayınlanmaktadır. Yabancı ülkelere yönelik yayın yapan radyo istasyonlarının büyük bir kısmı belli başlı sanayileşmiş ülkelere aittir.Bunların bölgeden bölgeye değişen öncelik ve hedefleri vardır.

-Televizyon haberlerinin çoğu ABD’deki UPI ve VIS news ile İngiltere’deki BBC ve Intependet television News (ITN) gibi dünyadaki haber tekelini tutan televizyon kuruluşları tarafından üretilmektedir.

-Batılı sanayileşmiş ülkeler yine dünyadaki diğer ülkeler arasında en fazla program satan ülkelerdir. Bu televizyon programlarının 2/3 ‘ü ABD televizyon kuruluşlarına aittir. Amerikan filmleri vasıtası ile bir tüketim toplumu insanın yaşam tarzı üçüncü dünya insanına empoze edilmektedir. CBS tarafından hazırlanan raporlar yüz kadar ülkeye satılmaktadır. Topio Varis’in 1970-71 senelerini kapsayan bir araştırmasına göre dış kaynaklı yapımların payını Guetemala’da %94 , Uruguay’da %62, Şili’de %55, Dominic’de %50 , Malezya’da %71, Pakistan ‘da %35 , Kore’de %31, Filipinler’de %29 Tayvan’da %20 olduğunu göstermektedir. ABD’de ise yabancı yapımların payı %2 , İngiltere’de ise %12’dir. Afrika ve Arap ülkelerinde de durum pek farklı değildir. Zambiya’ da televizyon filmlerinin %64 ‘ü , Mısır’da %41’i ,İran’da ise %78 ‘i batı kaynaklıdır. Üçüncü dünya ülkelerinin gazetelerinde yer alan çizgi romanlarının içinde yerli olana rastlamak pek mümkün değildir. Büyük bir kısmı yabancı , yabancıların büyük bir kısmı da ABD yapımıdır. Medyanın kendisinden kaynaklanan veya kendi kalemiyle kazandığı özel bir gücü bulunmamaktadır.Aksine adına konuştuğu güç odağının kendisine verdiği destekten kaynaklanan bir güce yaslanarak konuşur. Bu konuşmasında sadece harcadığı enerji kendisine aittir. Medyanın bütün yapması gereken şey bu enerjiyi pahalıya satmaktır. Pragmatik bir yaklaşımla bakıldığında enerjisini pahalıya satmanın yolu , güçlülerin emrine girmektir. Böylece yaslandığı güç odağına göre kimliği değişmektedir. Kendine has bir kimliği olmayan medyanın ciddi kuralları olmayınca , mensuplarını hiçbir ahlaki ilkeye uydurmak mümkün olmaz . Seyredildiği zaman insanın tahammül edemeyeceği bir linç sahnesi mi sunacak? Linç edilen adamın yaşadığı dramdan çok kendi ekranının ismi ön plana çıkmalıdır. Örneğin : bu insanlık dışı görüntüleri sizin için Kanal X görüntüledi. Burada önemli olan linç edilen adamın yaşadıkları değil , onu kendilerinin görüntülüyor olmasıdır. Televizyonlar ülkemizde kamu hizmeti yayıncılığı yerine ticari televizyon yayıncılığını esas almaktadırlar.

Televizyon proğramları mal-laşmış , televizyon izleyicileri müşterileşmiş , günde ortalama beş saatini televizyon ekranları karşısında büyülenerek geçiren tüketim hastası bir toplum oluşturulmuştur. Kaliteyi , çeşitliliği özgürlüğü , yaratıcılığı getirmesi gereken televizyonlar ucuz eğlenceye , hedonizme , teslimiyetçiliğe dönük , eğitim ve kültürü dışlayan yapısıyla toplumun ilerlemesine ve gelişmesine olumlu bir katkıda bulunmamaktadır. Çocukların gelişmesinde , aile yaşamını gelişiminde , bireysel ve toplumsal şiddetin armasında, Türkçe’nin bozulmasında ve bunun gibi pek çok konuda radyo ve televizyonların bilhassa, özel radyo ve televizyonların yarattığı olumsuz etkiler bugün daha çok açığa çıkmaktadır.

 

 FATİH TUZCU

 

 

 

Yorumunuz...


İsim:

Email:

Web Site:

Yorumunuz: