| Anasayfa |  Kültür-Sanat | Forum | Sohbet   | E-Group İletişim  Künye | Arşiv   | Basında Darvakit | Dostlar Sofrası |Defter |

 

 
 

 

 

 

 

Darvakit Biyografi

NURETTİN TOPÇU

1909 yılında İstanbul’da doğan Nurettin Topçu’nun asıl adı Osman Nuri Topçu’dur. Babası Topçuzade Ahmed Efendi Erzurumlu, annesi Fatma Hanım Kemahiyeli’dir.

Nurettin Topçu’nun ailesi Erzurum’da Topçuzadeler diye tanınır. Dedesi Osman Efendi, Erzurum’un Ruslar tarafından işgali sırasında Türk Ordusu’nda topçuluk yaptığından dolayı bu lakapla anılmaktadır. Nurettin Topçu’nun Babası Ahmed Efendi ailenin tek ferdi olup ticaretle uğraşır. Doğu Anadolu’dan topladığı koyunları İstanbul’a götürerek burada tuttuğu yazıhanede pazarlar. İlk hanımı İstanbul’a yerleştikten sonra vefat eder. İlk hanımından dünyaya gelen iki oğlu Balkan Savaşları’nda şehid düşerler. Ahmed Efendi daha sonra Fatma Hanım’la evlenir. Nurettin Topçu Fatma Hanım’dan dünyaya gelir.

Bezmiâlem Valide Sultan Mektebi’nde başladığı ilk okulu Büyük Reşid Paşa Mektebi’nde tamamlar ve ilk okulu birincilik derecesiyle bitirir. İlkokul yıllarında Nurettin Topçu içine kapalı bir mizaca sahiptir. O yıllarda kitap ve gazete biriktirir. İmla hocası Nafiz Bey’den ömür boyu devam ettireceği Mehmet Akif sevgisini o sıralarda kazanır.

Nurettin Topçu bundan sonra Vefa İdadisi’ne devam eder. İdadi’deki ilk yıllarında babası Ahmed Efendi vefat eder. Vefa İdadisi’nde okuduğu sınıfları da birincilikle geçen Topçu o yıllar içinde felsefeye merak salar. Edip Bey, Celal Ferdi ve Şerafettin Yaltkaya’dan ders alır. Bu şahısların etkisiyle namaza başlar. İdadi tahsilini; İstanbul Lisesi’nde 1927-28 ders yılında edebiyat bölümünü pekiyi derece ile bitirerek tamamlar. Aynı yıl yurt dışı eğitim sınavlarını kazanır ve 1928 yılında Fransa’ya gider. Fransa’da Anadoluculuk akımının öncülerinden olan Remzi Oğuz Arık, Cevdet Perin gibi isimlerle tanışır. Özellikle Remzi Oğuz ile samimi olurlar.

Nurettin Topçu, Paris’de bulunan Bordo Lisesi’nde öğrenim gördüğü sırada ;

1-) İlk olarak burada yazmaya başladığı denemeleri, mensubu olduğu Sosyoloji Cemiyeti’nce  yine orada yayımlanır.

2-) Maurice Blondel ile tanışır ve onunla kişisel düzeyde ilişki kurarak kendisiyle mektuplaşmaya başlar.

3-) Psikoloji üzerine çalışarak psikoloji sertifikası alır.

Nurettin Topçu iki sene sonra Strazburg’a giderek üniversitede felsefe tahsil eder. Ahlak kurallarını tanımlayarak sanat tarihi lisansı yapar. Topçu’nun Fransa’da ortaya koyduğu çalışmalar sırası ile şunlardır.

1. Ruhiyat ve bediiyat (Haziran 1930)
2. Umumî felsefe ve mantık (İkinci teşrin 1932)
3. Muasır sanat tarihi (İkinci teşrin 1932)
4. İçtimaiyat ve ahlâk (Haziran 1933)
5. İlk zaman sanat ve arkeolojisi (1933)

Yaz aylarında İstanbul’a gelip giden Topçu, 1931’de ağabeyi Hayrettin Topçu’yu da yanına alır. Avrupa’daki hayatı, okul, kütüphane ve ev arasında geçmektedir. Hafta sonlarında ise; derneklerin tertip ettiği toplantılara katılır. Bu toplantılarda Samet Ağaoğlu, Ömer Lütfi Barka, Besim Darkot gibi zatlarda bulunmaktadır. Bu arada meşhur müsteşrik Luis Masignon ile tanışır. Masignon, Adnan Adıvar’dan Türkçe dersi almaktadır. Daha sonra O’na bu dersi Nurettin Topçu vermeye devam eder.

Nurettin Topçu Strazbourg’da tamamladığı doktorasını, 1934 yılında Sorbone Üniversitesi’nde vermiştir. Bu üniversitede doktora yapan ilk Türk de yine kendisi olmuştur. Yunus Emre’den hareketle gerçekleştirdiği doktora tezinin konu başlığı “Zamana Uyuş ve İnsan”dır.

1934 yılında Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmeni olarak göreve başlar. Bu yıllarda, çocukluğundan beri tesirinde kaldığı, Erzurum Kongresi’nin güçlü isimlerinden Hüseyin Avni Ulaş’ın kızı Fethiye ile evlenir. Galatasaray Lisesi’ndeki öğretmenliği uzun sürmez. Lise müdürü Behçet Bey’in geçmesini istediği altı kişiden bir kısmı kalınca, Ankara’nın tepkisi ani olur ve tayin bahanesi ile İzmir’e gönderilir.

İzmir’de bulunduğu dönemlerde Hareket Dergisi’ni çıkarır. (1936) Dergi İstanbul’da basılmaktadır. O sıralarda eşi Fethiye Hanım’dan ayrılır. Önce Haydar Paşa Lisesi’ne sonra da Vefa Lisesi’ne tayin edilir.

İstanbul’da bulunduğu sırada Celal Hoca ile tanışır. (Celal Öktem, İHL’lerin kuruluşunda önemli rol oynamıştır.) Celal Hoca ile birlikte İHL’lerin açılmasında mesai arkadaşlığı yapar.

Nurettin Topçu, bir süre Edebiyat Fakültesi’nde H. Ziya Ülken’in kürsüsünde eylemsiz Doçentlik yapar. İstanbul Üniversitesi’nde doçentlik payesini aldığı “ Sezgiciliğin Değerleri “ konulu tezinde Bergson’u incelemiştir.

1960 yılına kadar Robert Koleji’nde tarih okutur.

Fikri faaliyetlerini Türk Kültür Ocağı, Türk Milliyetçiler Cemiyeti ve Türkiye Milliyetçiler Derneği’nde sürdürür. Bu sebeple 1950’lerden itibaren İslamcı ve milliyetçilerin önde gelenlerinden birisi haline gelir.

Nurettin Topçu’nun hayatı boyunca yayınladığı yazılarını üç döneme ayırmak mümkündür:

a-) 1947-1949. Milliyetçiliğin İslami temellerini ortaya koyduğu dönem

b-) 1952-1953. Batılılaşmaya karşı mücadele ederek, değişen sosyal yapının dini-milli temeller üzerine inşa edilmesini belirtip, Kapitalizm ve Komünizmin dışında cemaatçi bir nizamın zaruretini savunduğu dönem.

c-) 1966-1975. Daha önceki fikirlerini kuvvetlendirerek İslam’ın cemaatçi yönünden önemini vurguladığı dönem.

Nurettin Topçu emekli olduktan kısa bir süre sonra rahatsızlanır ve 20 Mayıs 1975’de yapılan ameliyat sonucu kanser olduğu anlaşılır. 10 Temmuz 1975’de vefat eder. 11 Temmuz Cuma günü Fatih Camii’nde kılınan namazın ardından Kozlu kabristanına defnedilir.

Nurettin Topçu’nun Kişiliği:

İçe dönük ve sakin bir mizaca sahiptir. Küçük yaşlardan itibaren kitap ve gazete biriktirme merakı başlamıştır. Süratli konuşan, bunun yanında çok dikkat edilince bazı tikleri fark edilebilen, geniş entelektüel bir alın, iç dünyası harikulade zengin insanlara mahsus ince, derin ve manidar bir çehreye sahiptir. Edebi kendine şiar edinen biridir.

Nazik ve kibar bir insan olmasının yanında, üstün zekası, muhakeme gücü ve hitabetiyle kitleleri tesiri altına alabilen müstesna bir ruha sahiptir. Bunun yanında o büyük düşünür, fikir adamı, idealist bir yazar, güçlü bir ahlakçı, bilge ve filozof bir insandır.

Müsamaha kabul etmez görünen disiplin zihniyetinin arkasında talebesini seven, iç hayatına girebilen bir yöne; daha da önemlisi bir talebe için çok sıkıcı felsefe derslerini sevdirebilen bir yana sahiptir. Mücadeleyi seven biridir. Kendini toplumdan hiçbir zaman soyutlamamıştır.

Nurettin Topçu’da muazzam bir Anadolu sevgisi vardı. Suyundan tutun da, sarp kayalarına kadar Anadolu’nun her şeyine hayrandı. Anadolu’nun tabiatı hakkında yapılan sohbetlere bayılırdı. Mustafa Kutlu O’nun bu özelliği hakkında şöyle demiştir: “Defalarca anlatmama rağmen ‘Munzuru anlat bana. Demek ki, beş yüz metre süt gibi beyaz akıyor ha!’” derdi.

Eserleri: Felsefe (Lise 3), Psikoloji (Ruhbilim İsmiyle-Lise 2), Sosyoloji (Toplumbilim İsmiyle-Lise 3), Conformisme et Re’volte, Mehmet Akif, Taşralı (Hikayeler), Garbın İlim Zihniyeti ve Ahlak Görüşü, Şehit, Komünizme Karşı Yeni Düzen, Ahlak Nizamı, Büyük Fetih, Yarınki Türkiye, Varolmak, Varoluş Felsefesi, Bergson, İslam ve İnsan, İradenin Davası, Devlet ve Demokrasi, Kültür ve Medeniyet, Mevlana ve Tasavvuf, Ahlak (Lise 1), Milliyetçiliğimizin Esasları, Çanakkale, Bizim de Diyeceğimiz Var Dostlar.

Hareket Dergisi’ni çıkarttı. Hareket Dergisi dışında Türk Yurdu, Büyük Doğu, Sebilürreşad, Düşünen Adam, Türk Düşüncesi Türk Ruhu, Komünizme Karşı Mücadele, İslam, Bizim Türkiye, Serdengeçti, Asrın Dini Müslümanlık, Şule dergileri ile Yeni istiklal, Havadis, Son Havadis, Akşam, Erzurum Hürsöz gazetelerinde yazıları çıktı.

Hazırlayan: Fatih Bilge

Kaynaklar:

1-) Eyüp Demir, İslam Dünyasında Modernist Arayışlar Karşısında Nurettin Topçu’nun Ahlak Felsefesi, Yüksek Lisans Tezi, S.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü

2-) Hareket Dergisi Arşivi

3-) www.biyografi.net

 

 

Yorumunuz...


İsim:

Email:

Web Site:

Yorumunuz: